MENÜ
Ankara 11°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ŞEHRİN İNSANI DEĞİŞTİREN AĞIRLIĞI
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
16 Mayıs 2025 Cuma

ŞEHRİN İNSANI DEĞİŞTİREN AĞIRLIĞI

Ankara’ya gelen insan, çoğu zaman bunu ilk anda fark etmez; ama şehir, zamanla onun omuzlarına bir ağırlık bırakır. Bu ağırlık yorgunluk değildir. Daha çok, sorumluluk hissine benzeyen bir şeydir. Ankara, insanı heyecanlandırarak değil; yerleştirerek değiştirir. Burada yaşamak, insanın acelelerini törpüler, sesini kısar, beklentilerini ayarlar.

Bu yüzden Ankara’da insanlar birbirine hemen karışmaz. Tanışmalar yavaştır, dostluklar sessizce ilerler. Şehir, hızlı samimiyetleri sevmez. Birliktelikler zaman ister. Zaman isteyen şeyler ise kolay dağılmaz. Ankara’nın insan ilişkilerindeki dayanıklılık, bu yavaşlıkla ilgilidir. Bir kere kurulan bağ, kolay kopmaz.

Ankara’nın insanı, zamanla şehir gibi davranmayı öğrenir. Gösterişten kaçınır, kendini fazla anlatmaz. Başarıyı sessizce taşır, başarısızlığı da kimseye yüklemez. Bu tavır, şehrin sosyal dokusunu sertleştirmez; aksine olgunlaştırır. Ankara’da olgunluk, yaşla değil; yaşananla ölçülür.

Göçle gelen kuşaklar, bu olgunluğu farklı biçimlerde öğrenir. İlk kuşak, şehri çözmeye çalışır. İkinci kuşak, şehirle pazarlık yapar. Üçüncü kuşak ise artık pazarlık etmez; şehirle birlikte düşünür. Bu geçiş, Ankara’nın insanı dönüştürme biçiminin en net göstergesidir. Şehir, kimseyi zorla kendine benzemez; ama kalana, kendi ritmini öğretir.

Ankara’nın ağır havası, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bu ağırlık, kasvet değildir. Daha çok, gereksiz olanı dışarıda bırakma hâlidir. İnsan, burada hayatını sadeleştirir. Fazlalıklar yavaş yavaş düşer. Şehir, insana şunu fısıldar: “Azla da olur.” Bu fısıltı, gürültülü şehirlerin bağırışından çok daha etkilidir.

Ankara’da insan, kalabalık içinde yalnız kalmayı da öğrenir. Ama bu yalnızlık, kopukluk değildir. İnsan, başkasının alanına saygı göstermeyi, kendi alanını da korumayı bilir. Bu karşılıklı mesafe, şehirde gerilim üretmez. Aksine, birlikte durabilme becerisi kazandırır. Ankara’nın sosyal sakinliği, bu becerinin ürünüdür.

Şehir, insanına bir şey daha öğretir: Sabretmeyi. Ankara’da işler hemen yoluna girmez. Beklemek gerekir. Beklemek, burada bir ceza değil; alışkanlıktır. Bekleyen, şehri anlar. Acele eden ise kısa sürede yorulur. Bu yüzden Ankara’da kalanlar, sabrı içselleştirmiş insanlardır.

Bu insan tipi, şehri de ayakta tutar. Çünkü şehirler, binalarla değil; onlara katlanan insanlarla yaşar. Ankara’nın insanı, şehrin ağırlığına katlanır. Karşılığında ise güvenli bir zemin bulur. Bu zemin, büyük vaatler sunmaz; ama düşmez.

Sonuçta Ankara, insanını değiştiren bir şehirdir. Ama bunu bağırarak yapmaz. Yavaş yavaş, fark ettirmeden… Bir gün dönüp bakıldığında, insan kendini başka biri gibi bulur. Daha sakin, daha ölçülü, daha dayanıklı…

Ankara’nın insan yüzü, işte bu sessiz dönüşümde gizlidir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi