MENÜ
Ankara 11°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ŞEHRİN HAFIZASI OLARAK İLİM: ANKARA’NIN KÜLTÜREL DİRENCİ
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
22 Haziran 2025 Pazar

ŞEHRİN HAFIZASI OLARAK İLİM: ANKARA’NIN KÜLTÜREL DİRENCİ

Bir şehir, ne kadar büyük binalar dikerse diksin; eğer hafızasını kaybederse küçülür. Ankara’yı ayakta tutan şey, ilim ve kültürü bir süs olarak değil, bir hafıza biçimi olarak taşımasıdır. Bu hafıza, yüksek sesle konuşmaz. Kendini ilan etmez. Ama en zor zamanlarda bile şehrin yönünü şaşırmasını engeller.

Ankara’da ilim, çoğu zaman bir meslekten çok bir duruş olarak yaşanmıştır. Bilmek, burada üstünlük sağlamaz; sorumluluk yükler. Bilgili olmak, öne çıkmak değil; geri durabilmek demektir. Bu yüzden Ankara’nın kültür hayatı, keskin hatlar çizmez. Şehir, bilenleri yüceltmekten çok, bilgiyi yerinde tutmayı önemser.

Bu tutum, Ankara’nın kültürel direncini açıklayan anahtardır. Direnç, sertlik değildir. Ankara’nın direnci, esnemeyi bilmesinden gelir. Kültür, burada kırılmaz; eğilir. Eğilen şey ayakta kalır. Ankara’nın ilmi, bu yüzden dogmatikleşmemiş; ama çözülmemiştir de. Şehir, ilmi korurken onu hayattan koparmamıştır.

Vakıf geleneği, bu direncin kurumsal yüzüdür. Vakıf, yalnızca yardım dağıtan bir yapı değildir. O, kültürün sigortasıdır. İlim halkaları dağılırken, eğitim kesintiye uğrarken, vakıf devreye girer. Şehir, bu sayede kültürel hafızasını yedeklemiştir. Yedeklenen kültür, krizlerde tamamen silinmez.

Ankara’nın ilim hayatı, bu yüzden hiçbir dönemde sıfırlanmamıştır. Bazen daralmış, bazen yavaşlamış, bazen geri çekilmiştir; ama tamamen yok olmamıştır. Çünkü bilgi, tek bir kapıya kilitlenmemiştir. Medrese vardır, tekke vardır, mahalle vardır, vakıf vardır… Kapılardan biri kapanınca diğeri açılır. Şehir, bu çoklu geçişleri baştan kurmuştur.

Bu yapı, Ankara’nın kültürel kimliğini de belirlemiştir. Şehir, ne geçmişine körü körüne sarılmış ne de onu inkâr etmiştir. Ankara’nın tavrı, devam ederek değişmektir. Değişim burada yıkım anlamına gelmez. Yıkmadan yenilemek, Ankara’nın kültürel ahlâkıdır.

Ankara’da ilim ve kültür, bu yüzden bir miras kavgasına dönüşmez. Kimse “benim” demez; herkes “emanet” bilir. Emanet bilinci, kültürü korur. Sahiplenmek ise çoğu zaman tüketir. Ankara, tüketmeyi değil, taşımayı öğrenmiştir.

Sonuçta Ankara’yı kültürel olarak güçlü kılan şey, parlaması değil; sönmemesidir. Şehir, hiçbir zaman en parlak merkez olmamıştır. Ama hiçbir zaman da tamamen kararmamıştır. Bu süreklilik, ilimle, kültürle ve vakıf ruhuyla beslenmiştir.

Ankara’nın sessiz gücü, tam da buradadır:
Gösterişsiz ama dirençli.
Yavaş ama kalıcı.
Sessiz ama derin.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi