MENÜ
Ankara 11°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KALABALIK İÇİNDE SESSİZLİK: ANKARA’DA BİRLİKTE YAŞAMANIN DİLİ
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
17 Mayıs 2025 Cumartesi

KALABALIK İÇİNDE SESSİZLİK: ANKARA’DA BİRLİKTE YAŞAMANIN DİLİ

Ankara kalabalıktır; ama bu kalabalık bağırmaz. İnsanlar yan yana yaşar, ama üst üste binmez. Şehir, insanlarına birlikte durmayı öğretirken, birbirinin alanına taşmamayı da öğretir. Bu, her şehirde rastlanan bir beceri değildir. Ankara’nın ayırt edici yönü, bu beceriyi zamanla ortak bir dil hâline getirmiş olmasıdır.

Bu dil sözle kurulmaz. Ne uzun sohbetler ne büyük hitabetler gerekir. Bir bakış, bir susuş, bir geri çekilme yeterlidir. Ankara’da insanlar çoğu zaman ne söylemeyeceklerini bilir. Bu bilgi, şehri gürültüden korur. Gürültü azaldıkça, hayat daha net görünür. Ankara’nın berraklığı, biraz da bu sessizlikten gelir.

Kalabalık şehirlerde insanlar birbirine çarparak yaşar. Ankara’da ise insanlar birbirine dokunmadan var olur. Bu, mesafe koymak değil; saygı göstermektir. Saygı, Ankara’da yüksek sesle ilan edilen bir değer değildir. Daha çok, doğal bir refleks gibidir. Şehir, insanına bu refleksi fark ettirmeden kazandırır.

Bu yüzden Ankara’da toplumsal gerilimler uzun süre birikmez. Çünkü gerilim, kendine alan bulamaz. İnsanlar öfkelerini meydanlarda değil, içlerinde törpüler. Bu törpüleme, bastırma değildir. Daha çok, ölçüyle yaşama alışkanlığıdır. Ankara, insanına taşırabileceğinden fazlasını yüklemez.

Şehirde birlikte yaşamak, Ankara’da bir rekabet alanı hâline gelmez. Kim daha yüksek sesle konuştu, kim daha çok göründü meselesi pek işlemez. Görünürlük, Ankara’da bir meziyet sayılmaz. Hatta çoğu zaman yük olur. Bu yüzden Ankara’nın insanı, geri planda kalmayı yadırgamaz. Geri planda kalmak, burada silinmek anlamına gelmez; yükü paylaşmak anlamına gelir.

Bu paylaşım, şehrin dayanıklılığını artırır. Çünkü herkes biraz geri durduğunda, şehir ileri gidebilir. Ankara’nın ilerleyişi bu yüzden fark edilmez. O, sıçrayarak değil; sürdürerek ilerler. İnsanları da bu ilerleyişe ayak uydurur. Acele edenleri yavaşlatır, taşkın olanları sakinleştirir.

Ankara’da kalabalık olmak, kalabalık hissetmek demek değildir. İnsan, kendini yalnız hissetse bile güvensiz hissetmez. Şehir, bu güven duygusunu sessizce verir. Kimse kimseyi sürekli kollamaz; ama herkes herkesin varlığından haberdardır. Bu haberdarlık, şehri dağılmaktan korur.

Göçle gelen kuşaklar, bu dili zamanla öğrenir. İlk başta yadırgar, sonra alışır, sonra benimser. Ankara’nın insanı böyle oluşur: Öğrenerek, bekleyerek, sabrederek… Şehir, kimseyi zorla dönüştürmez; ama kalanları kendine benzetir.

Bu benzeşme, tek tipleşme değildir. Ankara, tek tip insan üretmez. Ama ortak bir ağırlık üretir. Bu ağırlık, şehrin yükünü taşıyabilecek insanları ayakta tutar. Ankara’yı ayakta tutan da budur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi