MENÜ
Ankara 11°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
MERKEZİN ÇEVREYLE TAMAMLANDIĞI YER: ANKARA VE HİNTARLANDI
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
13 Ağustos 2025 Çarşamba

MERKEZİN ÇEVREYLE TAMAMLANDIĞI YER: ANKARA VE HİNTARLANDI

Bir başkent, yalnız merkezle ayakta durmaz. Merkez, devleti taşır; ama şehri çevre ayakta tutar. Ankara’nın farkı, bu gerçeği erken kavramış olmasındadır. Şehir, kendini yalnız merkez ilçelerle tanımlamamış; çevresini bir yük değil, tamamlayıcı olarak görmüştür. Bu yüzden Ankara, çevresiyle birlikte düşünülmeden anlaşılamaz.

Ankara’nın çevre ilçeleri, başkentin arka planı değildir. Onlar, merkezin nefes aldığı alanlardır. Tarım burada yapılır, üretim burada sürer, tarih burada saklanır. Merkezde yoğunlaşan idari yapı, çevrede denge bulur. Bu denge bozulduğunda başkent sertleşir; korunduğunda ise ayakta kalır.

Ankara’nın hinterlandı, tek tip değildir. Aynı coğrafya içinde farklı ritimler vardır. Batıda ticaret ve zanaatın izlerini taşıyan ilçeler, güneyde bozkırın ağır sabrını temsil eden yerleşimler, kuzeyde orman ve geçiş yollarının belirlediği alanlar, doğuda tarımın ve bağcılığın sürekliliğini koruyan havzalar… Bu çeşitlilik, Ankara’nın çevresini zengin kılar.

Bu çevre, merkezle rekabet etmez. Ankara’nın çevre ilçeleri, başka şehirlerde görülen “merkeze karşı çevre” gerilimini üretmemiştir. Burada ilişki, karşıtlık üzerine değil, tamamlayıcılık üzerine kuruludur. Merkez, çevreyi tüketmez; çevre de merkeze meydan okumaz. Bu karşılıklı denge, Ankara’nın uzun ömürlü olmasının nedenlerinden biridir.

Ankara’nın çevresine bakıldığında, tarih boyunca yerleşmenin sürekliliği görülür. Beypazarı, Ayaş, Güdül, Nallıhan, Çubuk, Kalecik, Haymana, Polatlı, Kızılcahamam, Çamlıdere, Kahramankazan, Elmadağ, Akyurt, Bala, Şereflikoçhisar, Evren, Gölbaşı ve diğerleri… Bu ilçelerin her biri, Ankara’nın merkezine farklı bir damar taşır. Kimi üretimle, kimi ticaretle, kimi tarihsel hafızayla, kimi geçiş yollarıyla…

İsimlerin tamamının anılması bir nezaket meselesi değildir; bir hak teslimidir. Çünkü Ankara’nın çevresi, merkezin arkasında kalan bir boşluk değildir. Her ilçe, başkentin farklı bir ihtiyacını karşılar. Birinin eksilmesi, bütünün zayıflaması demektir. Ankara’nın çevresi, bu yüzden parça parça değil, birlikte düşünülmelidir.

Bu birlikte düşünme, kitabın da temel tavrıdır. Çevre ilçeleri tek tek vitrine çıkarmak yerine, onları Ankara’nın ortak hafızası içinde ele almak gerekir. Çünkü bu ilçeler, yalnız kendilerini değil; Ankara’nın Anadolu ile bağını temsil eder. Başkent olmanın getirdiği merkezî ağırlık, bu bağ sayesinde taşınabilir hâle gelir.

Ankara’nın çevresi, aynı zamanda bir karakter deposudur. Merkezde yumuşayan ya da törpülenen bazı özellikler, çevrede korunur. Dil, gelenek, üretim biçimleri, toplumsal ilişkiler… Hepsi çevrede daha görünürdür. Bu görünürlük, merkezin köksüzleşmesini engeller. Ankara, çevresi sayesinde Anadolu’dan kopmaz.

Bu nedenle Ankara’nın çevre ilçeleri, birer “taşra” olarak değil; başkentin taşıyıcı kolonları olarak ele alınmalıdır. Kolonlar görünmez olabilir; ama bina onların üzerinde durur. Ankara da çevresiyle birlikte ayakta durur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi