MENÜ
Ankara 12°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
MERKEZ OLMAK: ANKARA’NIN TARİHSEL HAKMİYETİ
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
14 Ekim 2025 Salı

MERKEZ OLMAK: ANKARA’NIN TARİHSEL HAKMİYETİ

Bir şehir, başkent olmaz; başkentliğe dayanır. Dayanamayan şehirler, geçici merkezler üretir. Ankara’nın hikâyesi, işte bu dayanma kabiliyetiyle başlar. Şehir, bir tercih sonucu değil; bir hak ediş sonucu merkeze yerleşmiştir. Bu hak ediş, tek bir dönemin değil, uzun bir tarihsel birikimin ürünüdür.

Ankara’yı başkent yapan şey, ne yalnızca coğrafyasıdır ne de bir savaşın zorunlu neticesi. Asıl belirleyici olan, bu şehrin yük taşıma alışkanlığıdır. Ankara, tarih boyunca yük taşımıştır: ticaretin yükünü, geçişlerin yükünü, devletin yükünü, savaşın ve yeniden kuruluşun yükünü… Bu yükler, şehri ezmemiş; aksine biçimlendirmiştir. Biçimlenen şehir, merkez olmaya yaklaşır.

Merkez olmak, bağırmak değildir. Merkez, toplar. Dağılanı bir araya getirir, kopanı bağlar, aşırıyı törpüler. Ankara, bu işi yüksek sesle değil; sessiz bir düzenle yapmıştır. Şehir, hiçbir zaman vitrin olmayı istememiştir. Vitrinler geçicidir. Ankara, kalıcı olmayı tercih etmiştir.

Bu kalıcılık, Ankara’nın tarih boyunca gösterdiği ölçü duygusundan gelir. Şehir, aşırı büyümemiş, aşırı iddia taşımamış, aşırı merkezleşmemiştir. Bu itidal, Ankara’yı güçlü kılmıştır. Güç, her zaman görünür olmaz. Ankara’nın gücü de çoğu zaman görünmez olmuştur. Ama kritik anlarda hissedilmiştir.

Ankara’nın başkent oluşu, bu yüzden bir kopuş değildir. Şehir, bir anda başka bir kimliğe bürünmemiştir. Ankara, zaten merkez gibi davranan bir şehir olduğu için merkez ilan edilmiştir. İlan, sonucu değiştirmez; sadece tescil eder. Ankara’nın başkentliği, tescil edilmiş bir merkezliğin adıdır.

Bu merkezlik, yalnız idari değildir. Ankara, toplumsal denge üretme kapasitesine sahiptir. Merkezde hızlanan hayatı yavaşlatır, çevrede ağırlaşanı hareketlendirir. Şehir, uçları törpüler. Bu törpüleme, baskıyla değil; alışkanlıkla yapılır. Ankara’nın şehir ahlâkı, işte bu alışkanlıkların toplamıdır.

Ankara’nın tarihsel hakkaniyeti, bu ahlâk üzerinden okunmalıdır. Şehir, hiçbir dönemde kendini zorla merkeze dayatmamıştır. Ama her dönemde merkez olabilecek bir duruş sergilemiştir. Bu duruş, sabır ister. Sabır, Ankara’nın en belirgin karakteridir. Sabırlı şehirler, uzun süre ayakta kalır.

Bugün Ankara’ya bakıldığında görülen şey, yalnızca bir başkent değildir. Görülen, yerleşmiş bir merkezdir. Yerleşmiş merkezler, geçici rüzgârlarla savrulmaz. Ankara’nın sakinliği, bu yerleşmişliğin dışa vurumudur. Sessizliğin içinde bir düzen vardır. Düzenin içinde bir tarih…

Bu kitap boyunca anlatılan Ankara, tam da bu tarihin şehirleşmiş hâlidir. Savaşlardan geçmiş, devletler görmüş, dönüşümler yaşamış; ama kendini kaybetmemiş bir şehir… Ankara’nın başkentliği, bu kaybetmeme iradesinin sonucudur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi