MENÜ
Ankara 12°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
HALKANIN TAMAMI: ANKARA’NIN ÇEVRESİYLE KURDUĞU BÜTÜNSEL AKIL
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
20 Ağustos 2025 Çarşamba

HALKANIN TAMAMI: ANKARA’NIN ÇEVRESİYLE KURDUĞU BÜTÜNSEL AKIL

Ankara’nın çevresi, tek tek ilçelerin toplamı değildir. O çevre, merkezin etrafında dönen bir ortak akıldır. Bu akıl, üretimi, hafızayı, geçişi ve sürekliliği aynı potada tutar. Beypazarı’ndan Ayaş’a, Güdül’den Nallıhan’a; Çubuk’tan Kalecik’e, Haymana’dan Polatlı’ya; Kızılcahamam, Çamlıdere, Kahramankazan, Elmadağ, Akyurt, Bala, Şereflikoçhisar, Evren, Gölbaşı ve diğerleri… İsimlerin tamamı bir cümlede yan yana geldiğinde bile, aslında tek bir şeyi söyler: Ankara, çevresiyle birlikte ayakta durur.

Bu birlikte duruş, idari bir zorunluluk değil; tarihsel bir tercihtir. Ankara, merkezini büyütürken çevresini küçültmemiştir. Aksine, merkez büyüdükçe çevreyi denge unsuru olarak korumuştur. Üretimin merkezden çevreye kayması, tarımın ve zanaatin çevrede tutunması, geçiş yollarının çevrede canlı kalması… Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Şehir, yükünü bilinçli biçimde paylaşmıştır.

Çevre ilçeler, Ankara’nın hızını ayarlayan bir mekanizma gibi çalışır. Merkezde kararlar hızlanır; çevrede hayat ağır ağır akar. Bu ağır akış, düşünmeye zaman tanır. Zaman tanıyan yerler, hatayı erken fark eder. Ankara, çevresi sayesinde erken uyarı alır. Bu, başkentler için hayati bir avantajdır.

Çevre aynı zamanda bir karakter koruma alanıdır. Merkezde resmî dil ağırlaşır; çevrede gündelik dil canlı kalır. Merkezde ilişkiler mesafelenir; çevrede yüz yüzelik sürer. Bu fark, çatışma üretmez; denge üretir. Ankara, bu dengeyi bozmadığı için Anadolu’dan kopmamıştır. Başkent olmasına rağmen yerli kalabilmiştir.

Bu yerlilik, nostalji değildir. Geçmişe saplanmak anlamına gelmez. Aksine, geleceği taşıyacak sağlam bir zemin üretir. Çevre ilçeler, Ankara’nın geleceğini yalnız ekonomik anlamda değil; toplumsal ve ahlâkî anlamda da besler. Üretim ahlâkı, dayanışma biçimleri, yerel ölçüler… Bunlar merkezde üretilmez; çevrede korunur ve merkeze doğru taşınır.

Ankara’nın çevresi, bu yüzden bir “arka plan” değildir. O, başkentin ön şartıdır. Çevre olmadan merkez, kısa sürede sertleşir ve yabancılaşır. Merkez olmadan çevre ise dağılır ve gücünü kaybeder. Ankara’nın başarısı, bu iki alanı karşı karşıya getirmemesinde yatar. Şehir, merkezle çevreyi birlikte düşünmeyi öğrenmiştir.

Sonuçta Ankara’nın çevre ilçeleri, tek tek parlatılacak vitrinler değildir. Onlar, bir zincirin halkalarıdır. Bir halka eksildiğinde zincir zayıflar. Bu yüzden bu bölümde isimlerin tamamının geçmesi bir nezaket değil, bir adalet meselesidir. Her ilçe, Ankara’nın yükünden bir parça taşır. Taşınan yük, başkentin gerçek ağırlığıdır.

Ankara, çevresiyle birlikte bir başkenttir.
Bu birlikte olma hâli bozulmadıkça, şehir ayakta kalır.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi