MENÜ
Ankara 20°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ankara sadece Ankara mıdır?
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
20 Mayıs 2026 Çarşamba

Ankara sadece Ankara mıdır?

Ankara, sadece taşından ve asfaltından ibaret bir şehir değildir. İnsan bazen bir şehrin içinde yaşar; bazen de şehir insanın içinde yaşar. Ankara böyledir. Siz farkında olmasanız bile, o sizi sürekli süzer. Sessizliğiyle konuşur, ayazıyla terbiye eder, bozkırının o vakur yalnızlığıyla insanın içine işler. Çünkü Ankara’nın dili bağıran bir şehir dili değildir; derinden akan, ağırbaşlı bir medeniyet dilidir.

Bugün birçok insan Ankara’yı yalnızca memuriyetin, siyasetin, bürokrasinin şehri sanıyor. Oysa Ankara’yı yalnızca Bakanlık koridorlarından, Meclis kulislerinden, beton kulelerden ibaret görenler; bu şehrin ruhunu hiç anlamamış olanlardır. Ankara’nın asıl manâsı; Hacı Bayram’ın huzurunda, Hamamönü’nün eski taşlarında, Taceddin Dergâhı’nın sessizliğinde, Ulus’un yorgun sokaklarında gizlidir. Bu şehir, Cumhuriyet’in karargâhı olduğu kadar Anadolu irfanının da son büyük sığınağıdır.

İnsan doğduğu, büyüdüğü, ruhunu teslim ettiği şehri yanında taşır. Taşıyamıyorsa zaten hiçbir yere ait değildir. Ankara’yı yanında taşımak ise kolay iş değildir. Çünkü Ankara; nümayiş değil vakar ister. Gürültü değil derinlik ister. Gösteriş değil şahsiyet ister.

Bugün metropollerde yaşayan nice Ankaralı vardır ki, yanında taşıdığı şehir sadece Çankaya’daki bir makam odasından, Kızılay’daki bir kahve sohbetinden yahut siyaset dedikodusundan ibarettir. Ankara’yı yalnızca “güç merkezi” sananların taşıdığı şey şehir değil; mevki hevesidir. Halbuki Ankara’nın gerçek ağırlığı makamlarında değil, karakterindedir.

Ahmet Kabaklı merhumun o yerli ve vakur üslubuyla söylemek gerekirse; Ankara bir devlet şehridir ama bundan evvel bir ahlâk şehridir. Çünkü bu şehir, insanına ölçü verir. Konuşmayı değil dinlemeyi öğretir. Savrulmayı değil merkezde kalmayı öğretir. Anadolu’nun tam ortasında bir irade taşı gibi duran Ankara’nın asıl kıymeti de buradadır.

Ksenophon’un “yurtlarını yanlarında taşıyorlardı” cümlesi, bugün Ankara için de geçerlidir. Gurbet elde yaşayan bir Ankaralı; ayazı özlüyorsa, akşam vakti Hacı Bayram’dan yükselen ezanı hatırlıyorsa, Gençlik Parkı’nın eski yalnızlığını içinde taşıyorsa, Ankara hâlâ onunladır. Şehir dediğiniz şey biraz da hafızadır zaten. İnsan nereye giderse gitsin, içindeki şehri de beraberinde götürür.

Fakat modern zamanların insanı şehrini taşımıyor artık; şehrini tüketiyor. Ankara’yı da tüketiyorlar. Bir zamanlar bozkırın ortasında bir istiklâl iradesi olarak yükselen bu şehir, şimdi AVM ışıklarıyla, rant kuleleriyle, kimliksiz caddeleriyle boğuşuyor. Şehrin ruhunu kaybedenler, sonunda yalnızca arsaların metrekaresini konuşur hâle geliyorlar.

Oysa Ankara bir “rant coğrafyası” değil, bir “hafıza coğrafyası”dır.

Bu şehir; Mustafa Kemal’in karargâhında, Mehmet Âkif’in duasında, Hacı Bayram’ın hikmetinde yoğrulmuştur. Böyle şehirler insanını borçlandırır. Çünkü medeniyet şehirleri, kendisine mensup olanlardan sadakat ister.

Ankara’yı taşımak; onun ayazını taşımaktır.
Ankara’yı taşımak; vakar taşımaktır.
Ankara’yı taşımak; devlet terbiyesi taşımaktır.
Ve en mühimi, Ankara’yı taşımak; Anadolu’nun yorgun ama mağrur ruhunu taşımaktır.

Bugün mesele, Ankara’da yaşamak değil; Ankara’nın bizde yaşayıp yaşamadığıdır.

Çünkü bazı insanlar şehirlerde oturur; bazı şehirler de insanların ruhunda oturur.

Ankara, hâlâ ruhunda oturabildiği insanları beklemektedir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi