MENÜ
Ankara 27°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Cumhuriyeti savunmak!
Vedat Bilgin
YAZARLAR
30 Temmuz 2020 Perşembe

Cumhuriyeti savunmak!

Türkiye’de hiç bitmeyen tartışmalardan biri de Cumhuriyet etrafında yapılmaktadır. Bir kesim sürekli olarak Cumhuriyete karşı çeşitli komploların hazırlandığını söyleyerek ‘tehlikenin farkında mısınız’ psikolojisiyle hareket etmektedir; bunların simetriyi olan bir başka kesim ise Hilafet beklentisi içinde yaşamaktadır. Demokratik bir toplumda her türlü tartışmayı yapmak işin doğası gereği normal olandır fakat bunu bir paranoyaya dönüştürüp yasakçı bir tepki arayışı içine girilmesi de Cumhuriyeti düşmanlaştırıcı bir söylem oluşturmak da sağlıklı tavırlar değildir.

Birinci kesimin Cumhuriyetin başarılarına yeterince güven duymadığı için böyle bir tavır sergilediği, demokratikleşme süreciyle rejimin halka mal olduğunun idrakinde olmadığı söylenebilir; ikinci gruptakilerin ise Cumhuriyet’in bir siyasi formasyon olduğunu kavrayamadıkları, hilafet denilen kurumun ise dinsel değil tarihsel ömrünü tamamlamış bir siyasal yapı olduğunu anlayamadıklarını belirtmek gerekir.

OTORİTER ZİHNİYET

Modernleşme sürecinin çeşitli boyutlarından bahsetmek mümkündür; ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel modernleşme meseleleri üzerinde geniş bir literatür bulunmaktadır. Kültürel modernleşmenin bir yönü ise zihniyet yapısıyla ilgilidir, tarihsel süreçleri dogmalaştıran onları kutsayan ya da değişmez mutlak gerçeklik olarak gören bu tür zihin yapılarının, analitik düşünceden uzak olduğunu tespit etmek lazımdır. Bu zihni yapılar neyi savunursa, hangi düşünceyi benimsemiş olursa olsunlar birbirlerine yakın özellikler taşırlar.

Bu zihniyet biçiminin tarihsel örnekleri nesneleştirmesi/mutlaklaştırması, tarihsel olanın değişimine karşı tavır alması sağlıksız iki siyasal tutumun ortaya çıkmasının önünü açmaktadır. Bunlardan birincisi anti demokratik/müdahaleci bir siyasal tutum; diğeri ise kavramları tarihselliğinden toplumsallığından çıkarıp mutlaklaştırıcı E. Hofferi’in ‘kesin inançlı’ dediği bir otoriter cemaatçi tutumdur. Bu iki tepkisel tavrın demokratik bir tartışma ortamına katkı yapması zordur çünkü onlar için doğru tektir ve mutlaktır; bu bakımdan karşısındakinin susturulması lazımdır!

CUMHURİYETE GÜVEN

Türkiye Cumhuriyeti Tek Partili yılların otoriter politikalarını, askeri darbe dönemlerinde Cumhuriyete giydirilmeye çalışılan militarizmin deli gömleğini yırtıp atarak, demokrasi ile güçlenerek, bürokratik zümrelerin kontrolünden çıkıp halkın cumhuriyeti olmuştur. Bugün Cumhuriyetin en büyük başarısı Türkiye’nin sadece kendi bölgesinde en modern ülke olması değil, aynı zamanda küresel bir siyasal aktör haline gelmiş olmasıdır. Cumhuriyet demokrasi içinde yurttaşlarını özgür eşit insanlar olarak yükselttikçe güçlenen bir rejimdir.

Hilafet arayışlarına hatırlatılması gereken gerçek ise Hilafetin Cumhuriyetin alternatifi olmadığıdır. Tarihsel bir kurum olan hilafeti dini bir yönetim ilkesi olarak görenlerin anlamadığı husus İslamiyet’in bir siyasal rejim önermediği, hilafetin tarihsel şartlar içinde Haz. Peygamberden sonra o günkü Arap toplumsal yapısında ortaya çıkmış bir kurum olmasıdır. Hilafet de, imparatorluklar, monarşiler gibi tarihsel yapılardır ve çağdaş siyasal rejim olan cumhuriyetin gerisinde kalmış bulunmaktadırlar.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ankara Gazetesi