MENÜ
Ankara 11°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ŞEHİR DOKUSUNDAN MERKEZ OLMAYA: ANKARA’NIN KALICI KAPASİTESİ
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
17 Mart 2025 Pazartesi

ŞEHİR DOKUSUNDAN MERKEZ OLMAYA: ANKARA’NIN KALICI KAPASİTESİ

Bir şehrin merkez olabilmesi, yalnız idari bir kararla mümkün olmaz. Merkez, zaman içinde hak edilerek oluşur. Ankara’nın tarih boyunca merkez niteliği kazanmasının arkasında, kale–çarşı–mahalle bütünlüğüyle kurduğu istikrarlı şehir dokusu vardır. Bu dokunun en önemli özelliği, şehri yalnızca ayakta tutmakla kalmaması; onu taşıyabilir hâle getirmesidir.

Kale, Ankara’da güvenliği temsil eder; fakat bu güvenlik, şehri içine kapatan bir sur mantığı üretmemiştir. Aksine kale, şehrin çekirdeği olarak, genişlemeyi yönlendiren bir referans noktası olmuştur. Çarşı, bu çekirdeğin etrafında hayatı dolaşıma sokmuş; mahalleler ise bu hayatı kalıcı kılmıştır. Bu üç unsurun birlikte işlemesi, Ankara’yı geçici bir merkez değil, sürekliliği olan bir şehir hâline getirmiştir.

Merkez olmanın en önemli şartı, krizlere dayanabilmektir. Ankara’nın şehir dokusu, bu dayanıklılığı üretmiştir. Çarşı çöktüğünde mahalle ayakta kalmış; mahalle sarsıldığında kale ve merkez işlevini sürdürmüştür. Bu karşılıklı destek, şehirde tam bir çözülmenin yaşanmasını engellemiştir. Ankara’nın uzun tarihsel yürüyüşünde “yeniden toparlanabilme” kabiliyeti, işte bu dokudan beslenmiştir.

Şehir dokusunun bu niteliği, Ankara’yı idari merkez olmaya da hazırlamıştır. Hayatın düzensiz aktığı, mahalle bağlarının koptuğu, çarşının çözüldüğü bir şehirde merkezî görevler uzun süre taşınamaz. Ankara ise, gündelik hayatı istikrarlı biçimde sürdürebilen bir şehir olarak, merkez olmanın yükünü kaldırabilecek zemini önceden oluşturmuştur. Bu nedenle Ankara’nın merkezliği, ani bir yükseliş değil; uzun bir birikimin sonucudur.

Ankara’nın şehir olarak geliştirdiği bu kapasite, onu diğer iç şehirlerden ayırır. Pek çok şehir savunma, ticaret ya da yerleşim bakımından öne çıkabilir; ancak Ankara, bu unsurları denge içinde tutabilmiştir. Denge, şehirlerin uzun ömürlü olmasının temel şartıdır. Aşırı büyüyen ya da aşırı kapanan şehirler, tarih içinde hızla yıpranır. Ankara, bu iki uçtan da kaçınmıştır.

Bu kaçınma, bilinçli bir tercih olmanın ötesinde, şehir hayatının doğal sonucudur. Kale–çarşı–mahalle düzeni, Ankara’da kendiliğinden oluşmuş bir şehir ahlâkı üretmiştir. Bu ahlâk, ölçüyü, sabrı ve sürekliliği esas alır. Ankara’nın ağır ve sakin karakteri, bu ahlâkın mekâna yansımış hâlidir.

Sonuç olarak Ankara’yı merkez yapan şey, yalnız büyük tarihî hadiseler değildir. Asıl belirleyici olan, bu hadiselerin üzerinde gerçekleştiği şehir dokusudur. Ankara, hayatın her gün yeniden kurulabildiği bir şehir olduğu için merkez olabilmiştir. Bu yeniden kuruluş, şehrin kalıcılığını sağlamış; onu geçici rollerin ötesine taşımıştır.

Kale güvenlik sağlamıştır.
Çarşı hayatı taşımıştır.
Mahalle sürekliliği korumuştur.

Bu üçlü yapı, Ankara’yı bir şehir olmaktan çıkarıp merkez kapasitesi olan bir organizma hâline getirmiştir.

Ve bu kapasite, Ankara’nın tarih boyunca neden hep yeniden çağrıldığını açıklamaya yeterlidir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi