MENÜ
Ankara 11°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KALE DIŞINA TAŞMAK: ANKARA’DA KONTROLLÜ BÜYÜME VE ŞEHİR SÜREKLİLİĞİ
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
16 Mart 2025 Pazar

KALE DIŞINA TAŞMAK: ANKARA’DA KONTROLLÜ BÜYÜME VE ŞEHİR SÜREKLİLİĞİ

Şehirler ya taşarak büyür ya da genişleyerek yerleşir. Ankara’nın tarih içindeki farkı, bu ikinci yolu tercih etmiş olmasındadır. Kale, şehrin çekirdeğini oluşturmuş; ancak bu çekirdek, zamanla kontrolsüz biçimde patlamamış, dışarıya doğru ölçülü bir yayılma üretmiştir. Ankara’da büyüme, ani sıçramalarla değil; sindirilerek gerçekleşmiştir.

Kale dışına taşma, Ankara’da bir kopuş anlamına gelmemiştir. Aksine, bu taşma, şehir kimliğinin korunarak genişlemesi şeklinde yaşanmıştır. Yeni yerleşimler, kaleden tamamen kopuk alanlar olarak değil; kale ile organik bağını sürdüren uzantılar olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum, şehirde eski ile yeni arasında sert kırılmaların oluşmasını engellemiştir.

Ankara’nın genişleme biçimi, mekânsal hiyerarşiyi de korumuştur. Kale, merkez olma vasfını kaybetmemiş; çarşı yeni alanlara taşınsa bile eski çekirdek işlevini sürdürmüştür. Bu süreklilik, şehir hafızasının dağılmasını önlemiştir. Ankara’da merkez, yer değiştirmemiş; genişleyerek çoğalmıştır. Bu çoğalma, şehirde birden fazla odak oluşmasına imkân tanımış; ancak bu odaklar birbirini dışlamamıştır.

Yeni yerleşim alanları, mahalle düzeninin tamamen çözülmesine yol açmamıştır. Aksine, mahalle mantığı, yeni alanlara da taşınmıştır. Bu sayede Ankara’da büyüme, anonimleşme üretmemiştir. Şehir büyürken insan ölçeğini kaybetmemiştir. Bu özellik, Ankara’yı kalabalıklaşan ama yabancılaşmayan bir şehir hâline getirmiştir.

Kontrollü büyüme, Ankara’nın krizlere karşı dayanıklılığını da artırmıştır. Ani nüfus artışları ya da ekonomik dalgalanmalar, şehir dokusunu bütünüyle sarsmamıştır. Çünkü Ankara’da genişleme, mevcut yapıyı yok ederek değil; onun üzerine katman ekleyerek ilerlemiştir. Katmanlı şehirler, tek katmanlı şehirlerden daha dirençlidir.

Bu direnç, Ankara’nın uzun tarihsel yürüyüşünde önemli bir rol oynamıştır. Şehir, dönemsel gerilemeler yaşamış; ancak bu gerilemeler kalıcı bir çöküşe dönüşmemiştir. Çünkü mekânsal yapı, şehrin yeniden toparlanmasına imkân tanıyacak şekilde korunmuştur. Ankara, kendi üzerine yıkılan bir şehir olmamış; kendini taşıyabilen bir şehir olarak varlığını sürdürmüştür.

Ankara’nın kontrollü büyümesi, şehir kültürünün de sürekliliğini sağlamıştır. Yeni alanlara taşınan hayat, eski alışkanlıkları bütünüyle terk etmemiştir. Bu durum, şehirde kültürel kopuklukların sınırlı kalmasına yol açmıştır. Ankara’nın ağır ve ölçülü havası, bu mekânsal sürekliliğin doğal sonucudur.

Şehirler, yalnız binalardan ibaret değildir. Şehir, hafızadır. Ankara’da bu hafıza, kale çevresinde yoğunlaşmış; zamanla yeni alanlara yayılmıştır. Ancak yayılma, hafızanın silinmesi anlamına gelmemiştir. Ankara, hafızasını genişleterek taşımayı başarmıştır.

Bu yüzden Ankara’da yeni olan, eskiyi yok etmez. Yeni olan, eskiyle konuşarak var olur. Bu konuşma, şehir dokusunun en önemli özelliğidir. Ankara’nın şehir olarak ayakta kalabilmesi, bu konuşmanın hiç kesilmemesine bağlıdır.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi