MENÜ
Ankara 21°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Algoritma Efendi.
Dilek Yılmaz
YAZARLAR
15 Mayıs 2026 Cuma

Algoritma Efendi.

Bir zamanlar mahkeme salonlarında sadece cübbe vardı.
Şimdi kablo var.
Eskiden hâkim tokmağı masaya vururdu.
Şimdi sunucu fanı dönüyor.

Adalet Sarayı’nın bodrum katına yeni bir memur taşındı.
Adı: Algoritma Efendi.

Ne sigara molası var.
Ne vicdan azabı.
Ne de “Acaba yanlış mı karar verdim?” diye tavana bakması.

Çünkü vicdan yük ister.
Yapay zekâ ise elektrik faturasıyla çalışır.

Geçenlerde iki avukat, ChatGPT’ye güvenip mahkemeye sahte emsal karar sundu.
Düşün.
Eskiden avukat yanlış dosya getirirdi.
Şimdi olmayan mahkemeyi getiriyor.
Hayalet içtihat.
Dijital palavracılık.
Elektronik palavra mühendisliği.

Yeni çağın en büyük mesleği bu olacak zaten:
Gerçek ayıklayıcılığı.

Çünkü yapay zekâ bilgi üretmiyor çoğu zaman.
İhtimal kusuyor.

Bir soruyorsun:
“Bu adam suçlu mu?”

Cevap geliyor:
“Yüzde 73 ihtimalle.”

İyi de kardeşim…
Bu memleket yüzdeyle değil, hayatla yaşıyor.
Bir insan yüzde 27 masum çıkarsa ne olacak?

İşte ben buna “olasılık mezarlığı” diyorum.

Eskiden adliyede dosya kaybolurdu.
Şimdi gerçek kayboluyor.

Bakın çok tehlikeli bir yere gidiyoruz.
İnsanlık ilk kez hatanın sahibini bulamadığı bir düzen kuruyor.

Hakim değil.
Savcı değil.
Yazılımcı değil.
Şirket değil.
Devlet değil.

Herkes birbirine bakıyor.

Ortada yeni bir suçlu türü doğdu:
“Sorumlusuz zekâ.”

Mesela algoritma siyahiyi daha suçlu görüyor.
Fakiri daha riskli görüyor.
Niye?
Çünkü beslendiği veri çürük.

Çöplükten beslenen sistemin adalet üretmesini bekliyorlar.

Bu;
çamurdan kolon yapıp gökdelen dikmeye benziyor.

Şimdi bazı teknoloji evangelistleri çıkıp şöyle konuşuyor:
“Yapay zekâ hata yapar ama insan da yapıyor.”

Doğru.

Ama insan hata yapınca utanır.
Makine hata yapınca güncelleme alıyor.

Aradaki fark bu.

Bir de şu var…
Yapay zekâ sürekli sizi onaylıyor.
Ne derseniz “haklısınız” havasında.

Ben buna “dijital yalakalık motoru” diyorum.

Yarın bir gün üçkâğıtçı hukukçular bunu keşfedecek.
İstemi eğecekler.
Soruyu bükecekler.
Makineyi kandırıp istedikleri cevabı çıkaracaklar.

Yeni dönemin rüşveti zarfla değil…
Prompt’la verilecek.

Bakın çok net söylüyorum.

Yapay zekâ şu an adalet üretmiyor.
Adalet dekoru üretiyor.

Çünkü hukuk dediğin şey sadece bilgi değildir.
Şüphedir.
Tereddüttür.
İnsanın içini kemiren gecedir.

Bir annenin ağlamasını veri setine çeviremezsin.

Bir masumun sessizliğini algoritmaya yükleyemezsin.

Vicdanın işlemcisi yoktur.

Ama dünya başka yere gidiyor.
Devletler yetişmeye çalışıyor.
Avrupa Birliği düzenleme çıkarıyor.
“Yüksek risk” diyorlar.

Çünkü onlar da farkında.

Kontrolsüz yapay zekâ…
Nükleer santral gibi.

Elektrik de üretir.
Felaket de.

Şimdi önümüzde iki yol var.

Ya hukuku teknolojiye teslim edeceğiz…
Ya da teknolojiyi hukukun emrine sokacağız.

Birinde insan makinenin altında kalır.
Diğerinde makine insanlığa hizmet eder.

Mesele tam olarak bu.

Çünkü adalet dediğin şey;
sadece doğru karar vermek değildir.

Yanlış karar verdiğinde…
utangaç kalabilmektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi