Kur’an’daki tebliğ, sabır ve hesap bilinci vurgusu Ramazan Sohbetleri’nde gündeme taşındı.
Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Ramazan Sohbetleri kapsamında yaptığı konuşmada Şuara ve Neml surelerinin ana mesajlarını ele aldı. Aydemir, peygamber kıssaları üzerinden verilen uyarıların tarih anlatısı olarak okunamayacağını, her dönemin insanına yönelen canlı bir çağrı niteliği taşıdığını ifade etti.
Aydemir, Şuara suresinin başında yer alan “Onlar iman etmiyorlar diye kendini tüketecek gibisin” hitabına dikkat çekti. Bu ifadenin, tebliğ sorumluluğunu yüklenen herkes için bir ölçü sunduğunu belirten Aydemir, “Hakikat anlatılır, yol gösterilir; hidayet ise Allah’ın takdiridir” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmasında Hz. Musa ile Firavun arasında geçen diyalogları ayrıntılı biçimde aktaran Aydemir, güç karşısında hakikatin geri adım atmadığını söyledi. Firavun’un tehdidinin siyasal baskıyı temsil ettiğini dile getiren Aydemir, Musa’nın “Rabbim benimle beraberdir” sözünün inananlara cesaret verdiğini kaydetti. Deniz kıssasının, imkânın tükendiği yerde ilahi yardımın kapı araladığını gösterdiğini belirtti.
TARİHSEL KISSALARDA ORTAK MESAJ
Aydemir, Şuara suresinde art arda zikredilen kavim kıssalarına temas etti. Hz. İbrahim’in putlarla yüzleşmesini, aklın ve fıtratın savunusu olarak niteledi. Hz. Nuh’un uzun süreli mücadelesinin sabrı; Hud, Salih, Lut ve Şuayb peygamberlerin tebliğinin ise ahlaki ve toplumsal düzen çağrısını temsil ettiğini söyledi.
Her kıssanın sonunda tekrar edilen “Şüphesiz Rabbin mutlak Aziz ve mutlak Rahim’dir” ifadesinin iki yönlü bir hatırlatma taşıdığını vurgulayan Aydemir, ilahi kudret ile merhametin birlikte anıldığını dile getirdi. Bu dengenin hem uyarı hem umut sunduğunu belirtti.
Neml suresine geçen Aydemir, vahyin açık bir dil ile indirildiğini ifade eden ayetleri hatırlattı. Kur’an’ın, inananlar için yol gösterici bir rehber olduğunu, ahirete inanmayanların ise şaşkınlık içinde kaldığını aktardı. Musa kıssasında ateşin başındaki çağrıyı, “insanın hayatında yön değişimine vesile olan an” şeklinde değerlendirdi.
Hz. Davud ve Hz. Süleyman’a verilen ilim ve hüküm nimetinin, sorumluluk bilinci ile birlikte zikredildiğini söyledi. Süleyman’ın karınca kıssasında gösterdiği hassasiyetin, güç sahibi olanların adalet ölçüsünü koruması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
Sebe melikesi ile kurulan diyalogda ise zorlayıcı bir dil yerine davet üslubunun öne çıktığını kaydeden Aydemir, “Teslimiyet, baskıyla değil hakikatin açıklığıyla gerçekleşir” dedi. Tahtın getirilmesi hadisesinin, ilmin ve imkânın Allah’ın lütfu olduğuna işaret ettiğini belirtti.
Konuşmasının devamında Neml suresindeki tevhid vurgusuna dikkat çeken Aydemir, gökleri ve yeri yaratan, rızık veren ve sıkıntıyı gideren kudretin tek olduğunun tekrar tekrar hatırlatıldığını söyledi. Gayb bilgisinin yalnızca Allah’a ait olduğunun altını çizdi.
Aydemir, sura üfürülmesi ve dağların yürütülmesi tasvirlerinin, hesap gününün ciddiyetini ortaya koyduğunu ifade etti. İyilik getirenin güven içinde olacağını, kötülükle gelenin ise kendi eyleminin karşılığını göreceğini hatırlattı.
Konuşmasını, “Kur’an kıssaları geçmişin arşiv sayfaları değildir; bugünün insanına yön verir” sözleriyle tamamladı.