Aydemir, 3 Ekim’in yeni hedefinin Türk devletlerini teknoloji, sermaye, bilim ve genç insan kaynağında ortak üretime taşımak olduğunu vurguladı.
3 Ekim Türk Dünyası Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Türk devletleri arasındaki yakınlaşmada artık yeni bir eşiğe gelindiğini belirterek, gelecek dönemin ana hedefinin “birlikte üretme kapasitesi” olması gerektiğini ifade etti.
Aydemir, 3 Ekim 2009’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından imzalanan Nahçıvan Anlaşması’nın Türk devletleri arasındaki çok taraflı iş birliğine kurumsal bir çerçeve kazandırdığını hatırlattı. 12 Kasım 2021’de İstanbul’da alınan kararla Türk Keneşi’nin Türk Devletleri Teşkilatı adını aldığını kaydeden Aydemir, geçen 17 yılın ardından gündemin artık kuruluş sürecinin ötesine taşınması gerektiğini söyledi.
“17 yıl önce kurumun temeli atıldı. Bugünün sorusu şudur: Önümüzdeki 17 yılda birlikte ne üreteceğiz?” diyen Aydemir, Türk dünyasının sahip olduğu insan kaynağı, coğrafya, enerji imkânları ve ekonomik potansiyelin müşterek projelerde daha görünür hale getirilmesini istedi.
ORTAK PROJE DÖNEMİ
Aydemir, 2026 yılında Türk Devletleri Teşkilatı gündeminde yapay zekâ ve dijital kalkınmanın öne çıkmasını önemli bulduğunu belirterek, bu yönelimin somut projelerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Türk devletlerindeki üniversiteler, teknoloji şirketleri, girişimciler ve genç araştırmacılar arasında doğrudan çalışma ağları kurulmasını öneren Aydemir, “Bir Türk devletindeki bilim insanının geliştirdiği fikir, diğerinde yatırım bulabilmeli; başka bir ülkedeki genç girişimci bütün Türk dünyasını doğal pazarı olarak görebilmeli. Birlik duygusunun ekonomik karşılığı da vatandaşın hayatında görülmeli” dedi.
Aydemir, bu kapsamda “Türk Dünyası Ortak Proje Havuzu” kurulmasını önerdi. Havuzun yapay zekâ, siber güvenlik, tarım teknolojileri, enerji, savunma dışı ileri teknolojiler, sağlık teknolojileri ve dijital hizmetler gibi alanlarda ortak girişimleri buluşturabileceğini belirtti.
Aydemir, projelerin yalnızca devlet kurumları arasında yürütülmesi yerine üniversitelerin, özel sektörün ve genç girişimcilerin sürece doğrudan katılacağı bir model geliştirilmesini istedi.
“GENÇLER BİRBİRİNİN ŞEHRİNİ, ÜNİVERSİTESİNİ, İŞ DÜNYASINI TANIMALI”
Türk dünyasının geleceğinde genç nüfusun belirleyici olacağını vurgulayan Aydemir, öğrenci ve araştırmacı hareketliliğinin genişletilmesini de gündeme getirdi.
“Ankara’daki bir gencin Bakü’yü, Taşkent’i, Bişkek’i ve Astana’yı uzak bir coğrafya gibi görmediği; oralardaki gençlerin de İstanbul’u, Erzurum’u, Ankara’yı kendi çalışma ve eğitim sahasının bir parçası saydığı bir kuşak yetiştirmeliyiz” diyen Aydemir, üniversiteler ve teknoloji merkezleri arasında kısa dönemli ortak çalışma programlarının yaygınlaştırılabileceğini kaydetti.
Aydemir, böylece Türk dünyası fikrinin gençler açısından yalnızca tarih ve kültür üzerinden anlatılan bir aidiyet olmaktan çıkıp eğitim, meslek, girişimcilik ve teknoloji alanlarında günlük hayatta karşılığı bulunan bir imkâna dönüşeceğini belirtti.
3 EKİM İÇİN YENİ BİR ANLAM
Aydemir, 3 Ekim’in yıldönümü programlarının yanında her yıl somut bir ortak hedefin kamuoyuna açıklanabileceğini söyledi.
“Bir yıl ortak yapay zekâ projesi, bir yıl genç girişimciler programı, bir başka yıl ortak araştırma fonu… Her 3 Ekim geride ölçülebilir bir eser bıraksın” değerlendirmesinde bulunan Aydemir, Türk dünyasının kurumsal birikiminin artık proje üretme gücüyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Nahçıvan’da atılan adımın üzerinden geçen 17 yılda önemli bir kurumsal tecrübe oluştuğunu belirten Aydemir, sözlerini şöyle tamamladı:
“3 Ekim’i kutlarken geçmişten güç alalım fakat yüzümüzü önümüzdeki yıllara çevirelim. Türk dünyasının gençleri birlikte okusun, bilim insanları birlikte araştırsın, girişimcileri birlikte yatırım yapsın, mühendisleri birlikte teknoloji geliştirsin. Kardeşliğin en güçlü eserlerinden biri beraber başardığımız işler olacaktır. 3 Ekim Türk Dünyası Günü kutlu olsun.”