MENÜ
Ankara 10°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İbrahim Aydemir: Altında yıllık 100 ton üretim Türkiye’nin dengelerini değiştirir
Ekonomi
29 Ocak 2026 Perşembe 17:47

İbrahim Aydemir: Altında yıllık 100 ton üretim Türkiye’nin dengelerini değiştirir

Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel’in ortaya koyduğu verilerin Türkiye için stratejik bir yol haritası sunduğunu söyledi.

Türkiye’nin bilinen 6 bin 500 tonluk altın potansiyelinin doğru politikalarla çok daha ileri taşınabileceğine dikkat çeken Aydemir, Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel’in hem rezerv hem üretim kapasitesine ilişkin yaptığı kapsamlı çalışmanın altının çizilmesi gerektiğini ifade etti. Aydemir, söz konusu verilerin altın ithalatı, cari açık ve yatırım ortamı açısından kritik bir çerçeve sunduğunu vurguladı.

Türkiye’nin 2025 yılı itibarıyla yıllık 28 ton altın üretimi gerçekleştirdiğini hatırlatan Aydemir, buna karşılık yıllık altın ithalatının 140–150 ton bandında seyrettiğini belirtti. Bu tablonun, yer altındaki potansiyelin yeterince üretime dönüştürülemediğini açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.

YATIRIMLA ÜRETİM 100 TONA ÇIKABİLİR

Aydemir, Hasan Yücel’in paylaştığı verilere işaret ederek, 10 milyar dolarlık bir yatırımla Türkiye’nin yıllık altın üretiminin 28 tondan 100 ton seviyesine çıkarılabileceğini aktardı. Bu artışın yalnızca madencilik açısından değil, doğrudan dış ticaret dengesi açısından da sonuç üretme kapasitesine sahip olduğunu kaydetti.

Altının kilogram başına değerinin yaklaşık 110 bin dolar seviyesinde olduğunu anımsatan Aydemir, bu özelliğiyle altının yükte hafif, değerde ağır üretim modelinin en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Bu nedenle altın üretimindeki artışın, cari açığın azaltılmasında doğrudan ve ölçülebilir katkı sağlayacağını ifade etti.

ALTIN, MADEN AÇIĞININ MERKEZİNDE

Türkiye’nin yaklaşık 60 milyar dolarlık maden kaynaklı dış ticaret açığı bulunduğunu belirten Aydemir, bu açığın 25 milyar dolarlık bölümünün altın kaynaklı olduğunu aktardı. Bakır, demir ve alüminyum gibi metallerle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin yer altı zenginliğinin ekonomik karşılığının yeterince kullanılamadığını söyledi.

Aydemir, Hasan Yücel’in bu alandaki çalışmasının yalnızca mevcut durumu tespit etmekle kalmadığını, aynı zamanda üretim, yatırım ve kamu politikalarına yönelik somut bir çerçeve sunduğunu vurguladı. Bu kapsamlı yaklaşım nedeniyle Yücel’e ve Altın Madencileri Derneği’ne teşekkür etti.

REZERV POTANSİYELİ STRATEJİK GÜÇ

1990’lı yıllarda yapılan projeksiyonların Türkiye’nin 6 bin 500 tonluk altın potansiyeline işaret ettiğini hatırlatan Aydemir, gelişen teknoloji ve yeni saha verileriyle bu rakamın 10–12 bin tona kadar çıkabileceğinin değerlendirildiğini söyledi. Bu büyüklüğün, yalnızca bir maden rezervi anlamına gelmediğini, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve stratejik kapasitesini güçlendirecek bir unsur olduğunu dile getirdi.

Aydemir, yer altının yalnızca ilk 50–60 metresinin bilindiğini, derinlik arttıkça mineral çeşitliliğinin de genişlediğini ifade ederek, arama faaliyetlerinin önündeki toplumsal ve bürokratik engellerin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.

RİSK SERMAYESİ VE YATIRIM ORTAMI

Altın arama faaliyetlerinin doğası gereği risk sermayesi gerektirdiğini vurgulayan Aydemir, dünya genelinde bu alana ayrılan kaynağın Türkiye’nin oldukça gerisinde kaldığını söyledi. Türkiye’de yıllık altın arama yatırımlarının 40 milyon dolar seviyesinde kalmasının, potansiyelle örtüşmediğini ifade etti.

Yabancı sermayeye yönelik toplumsal reflekslerin çözüm üretmediğini belirten Aydemir, yerli–yabancı ortaklık modelleriyle hem teknolojiye hem de sermayeye erişimin mümkün olduğunu dile getirdi. Bu çerçevede Hasan Yücel’in kamuoyunu bilgilendiren yaklaşımının önemli bir boşluğu doldurduğunu kaydetti.

Aydemir, altın üretiminin artırılmasının çevre hassasiyeti gözetilerek, izin ve ruhsat süreçlerinin rasyonel bir zeminde yeniden ele alınmasıyla mümkün olabileceğini ifade ederek, bu alandaki tartışmaların veri temelli yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Ankara Gazetesi