Doğruluğun terk edildiği yerde güvenin çöktüğünü belirten Aydemir, dijital mecralarda yürütülen karalama kampanyalarını eleştirdi.
Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, son dönemde sosyal medya üzerinden yürütülen yalan, iftira ve karalama içeriklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aydemir, hiçbir delile dayanmadan kişilere isnatta bulunulmasının, toplum vicdanını yaralayan ciddi bir ahlaki sorun hâline geldiğini ifade etti.
Aydemir, dijital mecraların bilgi paylaşımı kadar sorumluluk da gerektirdiğini belirterek, insanların şerefini, haysiyetini ve itibarını hedef alan paylaşımların düşünce özgürlüğü olarak gösterilemeyeceğini vurguladı. Sosyal medya üzerinden yürütülen sistemli karalama girişimlerinin bireyleri değil, doğrudan toplumsal güven duygusunu tahrip ettiğini söyledi.
DOĞRULUKTAN UZAKLAŞAN DİL TOPLUMA ZARAR VERİYOR
Aydemir, tarih boyunca doğruluğun ve istikametin temel ahlaki ölçü olarak kabul edildiğini hatırlattı. İnsanların işlemediği fiilleri işlemiş gibi göstermenin, olmayan olayları olmuş gibi aktarmanın ve kişileri kamuoyu önünde mahkûm etmeye çalışmanın ağır bir vebal taşıdığını ifade etti.
Toplumun ayıp örtmeyi, kusur araştırmamayı ve insan onuruna saygıyı esas alan bir medeniyet anlayışından geldiğini belirten Aydemir, buna rağmen bazı çevrelerin sosyal medya üzerinden kişilik haklarını hedef alan yayınları sıradanlaştırmaya çalıştığını değerlendirdi.
İFTİRA VE YALAN KAMPANYALARI GÜVENİ ZEDELİYOR
Aydemir, sosyal medya ortamında doğrulanmamış bilgilerin hızla dolaşıma sokulduğunu, bunun da telafisi güç mağduriyetlere yol açtığını söyledi. Bir kişiye isnat edilen asılsız bir bilginin dakikalar içinde binlerce kişiye ulaştığını belirten Aydemir, gerçeğin ortaya çıkmasının ise çoğu zaman aynı hızla gerçekleşmediğini ifade etti.
İnsanların namusuna, şahsiyetine ve aile hayatına yönelik saldırıların sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir mesele olduğunu vurgulayan Aydemir, toplumun her kesiminin bu konuda daha dikkatli davranması gerektiğini kaydetti.
AYIPLARI YAYMAK DEĞİL ÖRTMEK ESASTIR
Aydemir, kadim irfan geleneğinin insanları kusur araştırmaya değil, kusur örtmeye yönlendirdiğini hatırlattı. Sosyal medya ortamında linç kültürünün yaygınlaştırılmasının toplumsal barışı tehdit ettiğini belirten Aydemir, insanların birbirini tahkir etmeye, küçük düşürmeye ve itibarsızlaştırmaya yönelmesinin ciddi bir ahlaki erozyon göstergesi olduğunu dile getirdi.
Toplumun doğruluk, dürüstlük, nezaket ve adalet ilkeleri etrafında yeniden kenetlenmesi gerektiğini vurgulayan Aydemir, yalanın geçici bir gürültü oluşturabileceğini ancak hakikatin kalıcı olduğunu söyledi.
HAKİKATİN SAVUNULMASI ORTAK SORUMLULUKTUR
Aydemir, dijital çağın getirdiği imkânların insan onurunu koruyan bir anlayışla kullanılması gerektiğini ifade etti. Kişilerin itibarını hedef alan içeriklerin yaygınlaştırılmasının toplumsal maliyetinin ağır olduğunu belirten Aydemir, doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmaması, iftira ve karalamaya karşı ortak bir hassasiyet geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Hakikatin, doğruluğun ve ahlaki sorumluluğun korunmasının yalnızca hukuk kurumlarının değil, bütün toplumun görevi olduğunu kaydeden Aydemir, dijital mecralarda yürütülen itibar suikastlarına karşı sağduyulu bir duruş sergilenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.