MENÜ
Ankara 28°
Ankara Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Felsefe ve İnsan
Ahmed F. YÜKSEL
YAZARLAR
9 Aralık 2013 Pazartesi

Felsefe ve İnsan

Sevgili Okurlar,

Bu yazımda Felsefe ve İnsan konusunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Felsefe bir diğer adı ile düşünbilim, insanın kendisini, varlığı sorgulaması yanında hakikat, doğruluk, akıl ve dil gibi temel kavramları da sorgular ve bu konular üzerinde akıl yürütüp, araştırmalar yapar.

Felsefenin insanla anlam kazanması, insanın temel biçimde kendini  sorgulaması, “kendini bilmek”istemesi ile başlar..

Yunus Emre’nin “ilim ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir”dediği ve  eski tapınaklarda ve pek çok felsefecinin özellikle Cicero’nun toplumla paylaştığı çok ünlü bir motto olan “Kendini Bil-Know Yourself”  ile ifade ettiği üzere, kişinin kendi hakikatine dair fark edişleri ve bu fark edişler doğrultusunda kendindekipotansiyelini/deneyimleri kullanması çok önemlidir.

Kendine/orijine dair fark ettiklerini akıl yolunu kullanarak  process eden kişiden, isabetli çıktılar oluşur.

Unutulmamalı ki; Sağlıklı toplumlar, sağlıklı bireylerden oluşur.

Aktif bireyler de sorgulayan, araştıran beyinlerden meydana gelir.

Bu açıdan baktığımızda da, eski zamanlardan bu yana, bu sorgulayan ve neticesinde açığa çıkanları toplumla paylaşan ve toplumu fikirleri ile olumlu yönde şekillendiren nice değerli beyinler, düşünürler olmuştur.

İşte felsefe, özellikle kişinin ve sistemin hakikatine dair sorgulanan sorulardan ibaret olmayıp, bunların neticesi cevapları da içermektedir.

Bu cevaplar da kişiyi, beyinin çok önemli bir bilişsel fonksiyonu olan “Özfarkındalık” seviyesine taşır.

Dolayısıyla,felsefe, bu özfarkındalıklı yaşama ulaşmada önemli bir yol/köprüdür.

Değerli Okurlar,    

İşte burada önemli bir noktaya ulaşıyoruz. ..

İnsanın hakikatine dair yolculuğu, esas olarak felsefik anlamdaki sorgulamadan, o  köprüyü geçtikten  sonra başlamaktadır..

Bu da; kişinin fark edip, idrak ettiklerini yaşama seyridir.

İşin sadece sorgulamasında kalan ve bulunduğu ortamın caydırıcılığına takılıp, seyre devam edemeyenler için, olay felsefikbir noktada kalmıştır ve onlar sadece düşünce ile ulaşılan mantıksal ve isabetli bilgilerin verdiği tatminlik içinde oyalanır dururlar.

Bu, onlarda hakikatlerini yaşamaya götürmek yerine, toplumda edindikleri bilgi ile övünen ve egosunu güçlendiren bir hal yaratır..

Daha da ötesi “ben biliyorum, ben kendimi tanıyorum” diyerek, ulaştıkları ama kullanamadıkları bilginin hapsinden kendilerini çıkaramazlar.

Bunun daha vahimi ise, bu sorgulama ve tefekkürü hiç gerçekleştirmeyen insan faktörünü ortaya koyar.

Bu birimler,içinde yaşadığı sistemin acımasız çarkları arasında kalıp, yaşamın anlamını çözemeden, çeşitli sorunlarla boğuşarak, bu hayat arenasından silinip gitmeye mahkum olurlar.

Hayatları yaşanacak türden bir mutluluk değildir. Mutluyum diyen ise kendini avutmaktadır.  Bu türlerin öngördüğü bu dünyaya ait insansı eliyle gerçekleştirilebilecek bir mutluluktur.

Bilgisi doğaya, tanrıya dayalıdır.

Sonuçta, özfarkındalığa ulaşmak için yapılan tüm felsefik sorgulamalar; hakiki anlamda “insan” manasının açığa çıkış farkındalığı için ilk ve çok önemli bir basamaktır.

Bu anlamda, yaşam ve her A’nı çok değerlidir.

Kişinin kendisine yapacağı en önemli ve yararlı şey de, her türlü sorunları/bahaneleri bir tarafa bırakarak,gerçeği/hakikatini sorgulaması ve bu orijine dair ulaştığı cevaplar ile kendi yaşamına bir yön vermesi ve sadece “felsefe”de kalmamasıdır.

Temennimiz budur.

Ahmed F. Yüksel

https://twitter.com/sufafy

 

http://www.ahmedhulusi.org/

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ankara Gazetesi